Please note that Tapas no longer supports Internet Explorer.
We recommend upgrading to the latest Microsoft Edge, Google Chrome, or Firefox.
Home
Comics
Novels
Community
Mature
More
Help Discord Forums Newsfeed Contact Merch Shop
Publish
Home
Comics
Novels
Community
Mature
More
Help Discord Forums Newsfeed Contact Merch Shop
__anonymous__
__anonymous__
0
  • Publish
  • Ink shop
  • Redeem code
  • Settings
  • Log out

The Death Bringer upon Her Husband | Türkçe

Bölüm 13

Bölüm 13

Jul 11, 2026

"Hayır. Bu bir sınır. Güvenmediğin bir adamla aynı yatağı paylaşmak seni huzursuz eder, değil mi? Bana sırtını dönmeye devam ederken, ben sana sırtımı dayayamam."

Yutkundum. Kalbimin olduğu yer acıyordu, sanki içten içe kavrulmuştu.

"Ben sadece... kafamı toparlamaya çalışıyorum," dedim fısıltıyla. "Beni anlaman bu kadar mı zor?"

"Ben seni anlamaya çalışmaktan yoruldum," dedi o da. Ve bunu öyle bir sesle söyledi ki, içinde ne bağırış vardı ne hiddet—sadece pes edişin yorgunluğu. "İkinci bir eş istemediğimi kaç kez söyledim, Deyanira? Kimseye bakmıyorum, kimseye söz vermedim. Ama sen her defasında gözümün içine bakıp 'Yalan söylüyorsun' diyorsun. Artık susuyorum çünkü söylediğim hiçbir şeye inanmıyorsun."

"Çünkü seni daha yeni yeni tanıyorum!" diye çıkıştım, ilk kez sesim onunki kadar yüksekti. "Duyguların bir kafesin içinde. Ne ben girebiliyorum oraya, ne sen dışarı çıkıyorsun. O kadar inanılmaz şeyler yapıyorsun ki bu dünyada böyle şeyleri kimse yapmaz. Hele bana...'' İğneleyici bir tonda söyledim ama artık biliyordum ki ben kendi savunmalarımı bile içimden yapıyordum. O kadar haksızlık yapılıyordu ve ben yine de benim buna hakkım yok diye sessizce kendimi yiyordum her seferinde! Şimdi de öyle.

Kaşları çatıldı. Son kez, tam anlamıyla bana baktı. Bu bakış, her şeyin özeti gibiydi. Bıçak gibiydi—ama bu kez kesmek için değil, son noktayı koymak için tutuluyordu.

"Duygularım kafeste olabilir. Ama sen... kafesin anahtarını cebinde taşıdığını unutuyorsun."

Sonra döndü. Arkasını dönüp gitmesi, kalbimin üzerine çekilmiş kara bir perde gibiydi. Ne bir elveda, ne bir bakış. Bu anahtar... O duyguları kafese ben kilitlediğim için mi bendeydi yoksa onun duygularını açabilecek olan bendim diye mi..?

Yalnız kalmıştım. Zaten hep yalnızdım ama bu yalnızlık uzun zaman sonra ilk kez bu kadar ağırdı. 

Saraya geri döndüm, ne sağa ne sola ne de yanımda mırıltılara karışan seslerin sahiplerine bir kez olsun bakmadım. Şans eseri koridoru döndüğüm an birine çarptım. Eteklerimi tutan avuçlarım geriye düşmemle zemini buldu. Keskin bir yanma hissettim. Nevenın ayaklarının altındaydım. Daha kötüsü olamazdı. Arkasındaki genç nişanlısını ellini sallamasıyla kovdu. Bir an o kızla göz göze geldim ama Neven'ı ikiletmeden ayrıldı. Neven'ın ona karşı kaba el hareketi, eli bana uzanınca daha centilmen bir hal aldı.

İnatla elini boşta bırakmaya karar verdim. Kabarık da olsa elbisemi düzeltip ayaklarımın üzerinde durdum.

''Ne diye bu acele? Yine ağabeyimi mi arıyorsunuz, Prenses?'' sırıttı.

Selam vermeden gitmek istedim ama özellikle Ambrose yanımda değilken ne kadar artık Prenses ünvanına sahip olsam da buna hakkım yoktu.

Derin bir nefes aldım. Başımı eğmeden, Neven'a sadece göz ucuyla baktım.

"Selam, Prens Neven." 

Sözlerim kibar ama içi boştu. Rüzgâra söylenmiş gibi.

O ise bir adım yaklaştı. Yüzünde sinsice bükülen bir gülümseme vardı—kendinden emin, keyifli ve tehditkâr.

"Ah, prensesin sesi bile titriyor bugün... Yoksa ağabeyim bu gece de mi servisinizi reddediyor?"

Sesinde sahte bir şefkat vardı. Ama gözleri başka bir şey söylüyordu. Tuhaf bir iştah.

Kıpırdamadım. Gözlerim onun yüzünde, ama içimdeki öfke büyüyordu.

"Niyetiniz nedir?" dedim kısa ve soğuk bir tonda.

Neven başını hafifçe yana eğdi, ince kaşlarının altında parlayan gözleri üzerimdeydi. "Sarayda konuşulanlara göre, ikinci bir eş istemiyormuş Ambrose. Bu kanunlarımıza, örf ve adetlerimize bir başkaldırı mı? Ne kadar asi, değil mi? Ne devrimci ama!"

Gülümsedi—ama o gülümsemenin ardında zehir vardı.

"Tabii, bu da demek oluyor ki... hayatına yalnızca sizinle devam edecek."

Bir an durdu. Sözlerinin yankılanmasına izin verdi.

"İlginç bir seçim." diye ekledi. "Senin gibi... güzel ama verimsiz, üstelik lanetli biriyle. Sonu neye varır dersin?"

Sanki bir masal anlatıyor gibiydi, ama sonu hep kabustu.

Bir adım daha attı.

İrkildim. Midem bulandı. Geri çekildim ama sarayın dar koridoru nefes almak için bile yer bırakmıyordu.

Neven alaycı bir tebessümle bana baktı.

"Taht bana kalacak."

Gözleri gözlerime değdi. Bu bakış, savaşsız bir tehdit gibiydi.

"Zaten... saray yasalarına göre imparator dilediğini seçebilir. Evli, dul, eski hükümdarın karısı—fark etmez. İmparatorun arzusu yeterlidir."

Gözlerini gözlerime kilitledi.

"Ambrose'un seni reddetmesi kaderin değilse..." dedi sessizce, "belki de benim kraliçem olmak içindi."

''O beni reddetmiyor. B-Biz buna sadakat diyoruz.'' kaşlarımı çattım, daha çok şey diyebilirdim ama hepsi boğazıma dizildi. Onun kraliçesi olmak mı?..

''Tahta sahip olabilecek her varis, tahtı reddettiği an sahip olduğu her şeyi de reddeder.''

Kanım çekilmiş gibiydi. Sesim çıkmadı. Tüm dünya sessizleşmişti. Sadece kendi nefesimi duyuyordum, hızlı, kesik kesik.

Neven bir adım geri çekildi, sanki söylediklerinden utanacakmış gibi—ama gözlerinde pişmanlık yoktu.

"Sadece seçenekleri hatırlatıyorum." dedi ve yürüyüp gitti.

Bense sarayın gerçekten ne kadar tehlikeli bir yer olduğunu anladım.

Ayakta durduğum soğuk taş zemine çakılı kalmıştım. Bacaklarımın titrediğini hissettim. Düşmekten daha beter bir histi. İçimdeki sessizlik, çevremdeki çığlığa dönüştü. Bir adım bile atamadım önce.

Sonra...

At ahırını düşündüm.
Sınırın ardındaki ormanı.
Özgürlüğü.
Kaçışı.

Eğer burası bir kafesse, ben o kafeste ölmek istemiyordum. Ne senin gönlünde ne başkasının avcunda. Ne kimsenin karılarından biri olurum ne de sonraki imparatorun servis oyuncağı.

Celestialxi
Nini

Creator

Comments (0)

See all
Add a comment

Recommendation for you

  • Silence | book 2

    Recommendation

    Silence | book 2

    LGBTQ+ 32.8k likes

  • Touch

    Recommendation

    Touch

    BL 15.7k likes

  • Silence | book 1

    Recommendation

    Silence | book 1

    LGBTQ+ 28.2k likes

  • Blood Moon

    Recommendation

    Blood Moon

    BL 47.9k likes

  • Secunda

    Recommendation

    Secunda

    Romance Fantasy 43.7k likes

  • Primalcraft: Scourge of the Wolf

    Recommendation

    Primalcraft: Scourge of the Wolf

    BL 7.3k likes

  • feeling lucky

    Feeling lucky

    Random series you may like

The Death Bringer upon Her Husband | Türkçe
The Death Bringer upon Her Husband | Türkçe

435 views2 subscribers

Kan üzerine kurulmuş bir imparatorlukta, kehanetler savaştan bile daha tehlikelidir. Çünkü bazen dudaklardan dökülen acımasız birkaç söz, bir insanın bütün hayatını mahvedebilir. Ve belki bir gün, onun yalnızca tek bir fısıltısı bile peşinizi bırakmayan bir kâbusa dönüşebilir.

Deyanira Alisya Selene, daha doğduğu anda lanetlenmişti.

Bu dünyada kadınların birden fazla çocuk dünyaya getirmesi imkânsız kabul edilirdi. Çok eşlilik, kadınların yalnızca varis doğurmak ve kocalarına hizmet etmek için var olduğunun sessiz bir kanıtıydı. Fakat Deyanira yalnız doğmamıştı.

Bir ikizi vardı.

Ne var ki insanlar için lanet olan oydu; erkek kardeşi ise ailenin altın çocuğuydu. Kim, uğursuz bir cadı olarak damgalanmış bir kadınla evlenmek isterdi ki?

En azından herkes böyle sanıyordu.

Toplumun korktuğu, kaderin yüz çevirdiği Deyanira'nın yolu; ölümsüz Tanrı'nın iradesiyle, kendisini imparatorluğun acımasız Veliaht Prensi ve Yüce Generali ile yapılan siyasi bir evliliğin içinde buldu. Soğukkanlı dehası, merhamet tanımayan otoritesi ve ardında sürüklediği karanlık gölgelerle krallıkların bile çekindiği bir adam…

Şimdi ise kaderin tahtına oturan yeni Prenses'in önünde tek bir soru vardı:

Kendisine biçilen laneti kabul edip sessizce solup gidecek miydi… Yoksa bir zamanlar kendisinden korkan dünyaya, asıl korkmaları gereken kişinin kim olduğunu mu gösterecekti?

***

Kendi yazdığım novelin İngilizce ve Türkçe çevirisini birlikte paylaşmaktayım.
Subscribe

19 episodes

Bölüm 13

Bölüm 13

13 views 1 like 0 comments


Style
More
Like
List
Comment

Prev
Next

Full
Exit
1
0
Prev
Next